Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı

Çocuklarda daha az çürük ve daha kaliteli nesiller için bir takım koruyucu tedaviler uygulanmalıdır:
*Çocuğun dişlerini düzenli olarak fırçalayıp fırçalamadığı kontrol edilmeli ve çocuğa bu alışkanlık kazandırılmalıdır.
Bebekler doğduklarında ağızları sterildir,ağızlarında mikroorganizma henüz yoktur.Dişlenmeyle birlikte ağız florası da değişir.Bebeğin ağızdan öpülmesi;annenin bebeğin emziğini veya biberonunu önce kendi ağzına alıp sonra bebeğe vermesi ağız içi florayı değiştirmektedir.
Doğumdan hemen sonra bebeğin beslenmeye başlamasıyla birlikte ağız içi ve damaklar steril bir gazlı bezle anne tarafından silinerek temizlenmelidir.Dişlerin çıkmaya başlamasıyla birlikte de ebeveynler tarafından çocuğun dişleri basit hareketlerle fırçalanmaya başlanmalıdır.
*Hekim tarafından fluorid uygulaması yapılabilir.
*Çürüme olasılığı yüksek olan dişlere fissür örtücüler uygulanmaktadır.
*Çocukların özellikle sevdiği şekerli gıdaları onlara daha dikkatli vermek oldukça önemlidir.

biberon çürükleri
*(Fotoğraf, yalnızca hasta bilgilendirmek amacıyla konulmuştur.Bana ait klinik görsel değildir.)
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı
Diş çekimi sonrasında lütfen şunlara dikkat ediniz:
*15-20 dakika boyunca kanama kontrolü açısında ağzınızdaki tamponu ısırınız.
*2 saat boyunca bir şeyler yenilip içilmemeli.
*Gün boyu çok sıcak ve çok soğuk gıdalar almaktan kaçınılmalı.
*Sigara, alkol ve asitli içecekler alınmamalı.
*Eğer ağrınız olursa lütfen aspirin dışında doktorunuzun önereceği bir ağrı kesiciyi kullanınız.
*Çekim bölgesinde oluşan pıhtıyı bozmayınız.
*Çekim sonrasında tükrüğünüzde sızıntı şeklinde kanama olması normaldir.
Diş çekimi öncesi;
*lütfen herhangi bir sağlık probleminiz varsa (yüksek tansiyon,diyabet,alerji,v.b sistemik hastalıklar) hekiminize bilgi veriniz.
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı

Ortodontik tedavide şunlar amaçlanmaktadır:
*Dişlerin çenede doğru konumlandırılması amacıyla çapraşıklıkların düzeltilmesi,kişinin düzgün dizilmiş diş arklarına sahip olması.
*Bireyin iyi bir çiğneme fonksiyonuna sahip olması.
*Bireyin iyi bir konuşma fonksiyonuna sahip olması.
*İyi bir estetik görüntü elde edilmesi.
Klinik gözlemler ,düzgün dizilmemiş,çapraşık dişlere sahip olan bireylerin daha düzgün dişlere sahip bireylere göre ağız hijyeninin daha zor sağlanması nedeniyle daha çürük dişlere sahip olduğunu göstermektedir
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı
Hamilelik fiziksel,duygusal ve fizyolojik değişikliklerin görüldüğü bir dönemdir.Bu dönemde kişilerin hormonal değişikliklere bağlı olarak ağız ve diş sağlığı da farklılıklar göstermektedir.
*2. ve 8. aylar arası hormonlara bağlı olarak diş eti enfeksiyonları gözlenebilir.Bu nedenle bu dönemde ağız hijyeni daha çok önem kazanmaktadır.
*Diş çürüklerinin daha sıkça görüldüğü bu dönemde kişilerin hamileliği planladıkları dönem öncesi mutlaka hekim kontrolünden geçmeleri,tedavi gerektiren dişlerin mutlaka tedavilerinin yapılması daha problemsiz bir hamilelik açısından önem taşımaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü “WHO” hamile kadınların gebeliğin 4. ayından itibaren şeker tüketimlerinden vazgeçmelerini önerir.Böylece doğacak çocuğun bu tip gıdalara aşırı yönlenmesinin ve diş çürüğü oluşma olasılığının azaltılması amaçlanmaktadır.
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı
Sağlıklı bir dişeti rengi mercan pembesi(soluk pembe),olarak tanımlansa da daha koyu ten rengine sahip kişilerde içerdiği melanin pigmentleri sayesinde farklılıklar gösterebilir.Eğer;
*Dişetlerinizde kanama oluyorsa,
*Buna ağrı eşlik ediyorsa,
*Dişetleriniz çekiliyorsa,
*Dişetlerinizde zaman zaman şişlikler oluşuyorsa,
*Diştaşlarınız mevcutsa ve dişleriniz arasında siyah boşluklar gözüküyorsa,
*Ağzınızda kötü bir koku mevcutsa,
*Dişleriniz sallanmaya başladıysa dişeti hastalığı açısından değerlendirilmeniz gereklidir.




*(Fotoğraflar ,yalnızca hasta bilgilendirmek amacıyla konulmuştur.Bana ait klinik görseller değildir.)
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı
Bizim için ağız sağlığı bir bütündür.
İsterseniz, tek bir dişin kaybında bile oluşabilecek problemleri, resimli örneklerle açıklayalım :
Diş sağlığında en önemli ( rehber ) dişler olan ve 6 yaşında çıkan 1. Büyük azı dişleri,( ne yazık ki genellikle süt dişi sanılıp,önem verilmediğinden) çekilmektedir.
Bunun sonucunda ilk başta “canım alt tarafı bir diş çekildi n’olur yani” diye düşünüldüğünde bakın zamanla neler meydana gelebiliyor

Çekilen dişin yan komşuları çekim boşluğuna doğru kayarlar, çekilen dişin karşıt dişi çekim boşluğuna doğru uzama gösterir ve doğru temas noktaları ortadan kalkan diğer dişlerde de çürükler başlar.

Bu olayın bir başka sonucu da basit bir örnekle açıklamak gerekirse : Şehir merkezlerinde bitişik nizam denilen yanyana yapılan yapılardan ortadaki yıkıldığında, yandaki yapıların temelleri de zayıflar, mutlaka destek yapmak gerekir.
Diş eksikliği ve yerine protez yapılmaması sonucu ortaya çıkan diğer problemler ise :
Çiğneme eksikliği ile ortaya çıkan sindirim bozuklukları ve hastalıkları, kayıp dişin konumuna göre konuşma bozuklukları ve estetik sorunlar olarak ortaya çıkar…
Köprü protezlerinin nasıl yapıldığına gelince :
İlk olarak çekilen dişe komşu olan dişlerin preparasyonu -hazırlığı- yapılır. Varsa çürükleri temizlenir ve konik bir hale getirilerek ölçüsü alınır.
Laboratuvarda modelaj ,döküm ve fırınlama aşamalarından sonra son provalar yapılır. Uygunluğu onaylanan protez cila için tekrar fırına konur.
Sonuçta eksik dişin ve destek dişlerin yerlerine hazırlanmış olan köprü protezi simante edilir.
( yapıştırılarak sabitlenir.)





Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı

Fobi endişe içeren bir durumdur ve endişe,bilinmeyen bir tehlikeye karşı gelişir.Kişi bilmediği bir süreç içerisine gireceği için korku duyar.Çoğu kez diş hastalarında endişe mevcuttur.
Kişiler diş tedavisinden korkabilirler ve korku diş hekimine gitmemenin en büyük nedenidir.Ancak bir süre sonra bu korku tedaviyi zorlaştırıcı ve tedavisi mümkün olmayan bir hale getirici etkiye sahip olmaya başlar.
Daha önceleri kişilerin yaşadığı olumsuz birtakım tedavi girişimleri hastaların korku ve kaygılanmalarına neden olabilir.Ancak diş hekiminden bu kadar çok korkma diş kaybını da beraberinde getirir.
Unutmamalı ki bu korku, bilinmeyene duyulan bir korkudur
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı

Ağrı ;vücudun belli bir bölgesinden kaynaklanan,doku harabiyetine bağlı olan veya olmayan,hoş olmayan emosyonel bir durumdur,davranış şeklidir.
Ne tip ağrılar görülebilir:
-Diş pulpasının iltihabı ve kök ucundaki lezyonlardan kaynaklanan ağrılar.
-Çenelerde gömük kalmış dişlerden kaynaklanan ağrılar.
-Temporamandibular eklem(çene eklemi) bozukluklarından kaynaklanan ağrılar.
-Nevraljiform (sinir harabiyetine bağlı) ağrılar.
-Mukozal-kütanöz ağrılar(herpes zoster,rekurrent aftöz stomatitler,non hodgkin lenfoma,behçet sendromu,pemphigus,pemhigoid ve otoimmün hastalıklara bağlı ağrılar).
-Onkolojik kaynaklı ağrılar(hastalığın ilerlemesi esnasında yapılan tedaviye bağlı olarak görülebildiği gibi;cerrahi,radyoterapi,kemoterapi ve hormonal girişimler sonucunda da görülebilir).
-Diş sürmesi esnasında görülen ağrılar.
-Periodontal(dişeti hastalıklarına bağlı ağrılar).
-Yumuşak doku yaralanmalarına bağlı ağrılar.
-Çene yüz kemiği yaralanmalarına bağlı ağrılar.

*”Dişhekimliğinde Ağrı” adlı kitaptan alıntı yapılmıştır.
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı
Diş hekimliğinde uzun zamandır ön ve arka bölgedeki diş eksikliklerinde metal destekli porselen kronlar kullanılmaktadır.Ancak ,metalin diş etinedeki yansıması,korozyonu ve ön bölgede ışık geçirgenliğine izin vermeyişinden dolayı yeterli estetik görüntünün sağlanamaması gibi nedenler araştırmacıları metal desteksiz porselen arayışına götürmüştür.
Cercon-zirkonyum sistemleride metal alt yapı yerine bir alaşım olan zirkonyum kullanılmaktadır.Çok yüksek dayanıklılığa sahip olup arka bölgedeki köprülerde de tam bir estetik sağlamaktadır.
Zirkonyum kronlar,hiç el değmeden bilgisayar teknolojisiyle (CAD-CAM) hazırlanmaktadır.Tamamen biyouyumlu bir materyaldir.Şu ana kadar herhangi bir alerjik reaksiyona neden olduğu belirtilmemiştir.Bu nedenle alerjik bireylerde rahatlıkla kullanılabilir.Diğer metal alt yapılı porselenler gibi dişeti altında metal yansıması yapmazlar.Dişeti problemlerine neden olmazlar ve ışık geçirme özelliklerinden dolayı doğal dişlere yakın estetik ve fonksiyon yakalamamızı sağlarlar.
Isı ve elektrik iletkenliği yoktur,bu nedenle sıcak ve soğuk hassasiyetine yol açmaz.
Tek diş kuron restorasyonlarda,3-6 üyeli köprülerde,implant üstü kron ve köprülerde,estetik gereksinimin yüksek olduğu ön bölgede ve alerji riski yüksek olan kişilerde sıklıkla kullanılmaktadır.

*(Fotoğraflar,yalnızca hasta bilgilendirme amacıyla makalelerden alıntılanmıştır.)
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bazı gıdaların faydalı etkilerini bir makale olarak yayımlamıştır.Bu gıdalar arasınad süt,peynir,yer fıstığı,kızılcık,çay ve yüksek lifli bazı gıdalar yer almaktadır.
SÜT;WHO’nun 2003 yılı raporunda diş çürüğü riskini azalttığı olasılığı ‘mümkündür’ değeri almış olan bir gıdadır.İnek sütü en az kariyojenik (çürük yapan) şeker olarak adlandırılan %5 oranında laktoz,kalsiyum,fosfat,kazein ve çürük önleyici diğer proteinleri içerir.Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta da süte şeker ilavesinin çürük riskini arttırdığıdır.
PEYNİR;WHO raporunda diş çürüğü riskini azaltma olasılığı ‘olabilir’değeri almıştır.Peynirin öğünle birlikte tüketimi kalsiyum konsantrasyonunu arttırır.Peynir tüketiminin etkili olabilmesi için günlük 5 gr kadar alınmalıdır.
YEŞİL ve SİYAH ÇAYIN içerdiği flavonoidler,çürük oluşumunda etkili olan S.Mutans adlı mikroorganizmanın çoğalmasını durdurur.Çay yaprakaları zengin fluor içerir.Çayla birlikte şeker tüketimine dikkat etmeliyiz.
BİTKİSEL GIDALAR,tüketen toplumlarda içerdikleri koruyucu faktörler nedeniyledaha az miktarda çürük oluştuğu gözlenmiştir.Yer fıstığı ve şekersiz cikletler de tükürük miktarını arttırarak çürükten korurlar.
KIZILCIK,yapılan araştırmalarda tükürükteki S. mutans sayısını düşürdüğü gözlenmiştir.
ELMA ise yemeklerden sonra bir adet tüketildiğinde mekanik bir temizlik sağlamaktadır.
** Quintessence dergisinin Temmuz 2008 sayısından alıntılanarak yazılmıştır.
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı
Lütfen 3-6 ayda bir dişhekiminizi ziyaret ediniz.
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı

Günümüzde insanların estetik kaygıları giderek artıyor.Kişilerin kendilerini daha güzel görme istekleri bembeyaz dişlere sahip olmayı daha popüler kılıyor.
Diş beyazlatma,ya hekim tarafından ofiste uygulanıyor ya da kişiye özel hazırlanan kaşıklarla hasta tarafından kendi kendine rahatlıkla uygulanabiliyor.
Beyazlatma işlemi,uygulanan ajanların içeriğindeki hidrojen peroksit veya karbamit peroksit ile ısı ya da ışıkla yardımıyla uygulanıyor.Uygulama sonrasında bazı hastalarda hassasiyet gözlenebiliyor.
Bazen de ciddi hassasiyet problemleriyle karşılaşılabiliyor.Elbetteki beyazlatma işleminin diş minesinin organik yapısında birtakım değişiklikler yarattığını unutmamak gerekiyor.
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı

Şekerli gıdalar yerken insana öyle büyük bir haz veriyor ki…Adeta tekrar tekrar yemek istiyorsunuz.British Medical Journal’ da yayınlanan bir makalede”şeker tütün kadar tehlikeli,zarar verici ve bağımlılık yaratıcı olduğu için uyuşturucu sınıfına sokulmalıdır.”denmektedir.(Şubat 2007)
Şeker yapay bir doygunluk hissi yaratıyor dolayısıyla yedikçe yemeğe devam ediyoruz.
Yapılan incelemeler şeker kullanımı arttıkça çürük oluşumunun da arttığını gösteriyor.
Fazla şeker alımıyla birlikte tükrüğün ph değeri değişiyor ve diş minesinin kendi yapısındaki kristaller çözünerek diş dokusunda mineral kaybı yani çürükler oluşuyor.Eğer şekerleri yemeklerle birlikte tüketiyorsak çürük artışı öğün aralarında alınan şekerlerin neden olduğu çürüklere göre daha düşük olarak görülüyor.
Günümüzde bebek mamaları bile oldukça fazla şeker içeriyor.Örneğin Avrupa’da 200ml elmalı bir mamada 10 küp şekere eşit miktarda şekere rastlanmış.
Annenin hamilelik esnasındaki beslenmesi çok önem taşıyor.Bireylerin hamilelik döneminde şekerli gıdalara yönelmesi nedeniyle bebekler şekere daha meyilli doğuyorlar.Bu süre içersinde şekerli gıdalar direkt olarak amniyon sıvısıyla bebeğe geçerek aynı etkiyi gösteriyor.Dolayısıyla bebek anne karnındayken bu lezzeti aldığı için ileriki yaşlarında da şekerli gıdalara daha sıklıkla yöneliyor.
O halde fazla şeker tüketiminin başta çürük olmak üzere obezite,diyabet,hipertansiyon,kronik yorgunluk sendromu,kalp hastalıkları ve kansere yol açtığını unutmamalı ve kendimizi daha bilinçli bireyler olmaya yönlendirmeliyiz.
Ağu 31st, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı


Ağız kokusunun sebebi ölü bakterilerin atık maddesi olan ve volatile sülfür adı verilen bir gazdır.
Nefeste oluşan kötü koku büyük oranda ağız içi kaynaklıdır. Ağız içi bir infeksiyon, ilerlemiş bir dişeti hastalığı yada sadece ağız içinde birkaç saatten fazla kalmış gıda artıklarına yerleşen bakteriler kokuya sebep olurlar.
Kokuya sebep olan diğer sistemik problemler ise: Tonsilit, akciğer iltihabı, sinüzit, şeker hastalığı (aseton kokusu), mide bağırsak hastalıkları, böbrek yetmezliği (balıksı koku), karaciğer ve metabolizma bozukluklarıdır.
Ağız kokusunun öncelikle sebebi teşhis edilmeli ve buna göre tedavisi yapılmalıdır. Ağız içi kaynaklı kokularda yapılması gerekenler ise
Tüm çürükler tedavi edilir.
Diş eti hastalığı tedavi edilir. Cepler ve diş taşları elimine edilir
Gömük ve yarı gömük 20 yaş dişleri çekilir
Tüm bunların dışında:
Her öğünden sonra dişlerinizi 3 dk fırçalayınız ve günde bir kez diş ipi kullanınız.
Diş fırçanızı kuru ve temiz bir yerde muhafaza ediniz ve kullandıktan sonra iyice yıkayınız.
Dil çok girintili ve pütürlü yapısı sebebiyle bakterilerin rahatça yerleşip zor temizlenebileceği bir dokudur. Dişlerinizle birlikte dilin yüzeyinin ve özellikle arka kısmının fırçalanması kokuyu önlemek açısından önemlidir. Eğer fırça ile bu yüzeyi fırçalamaktan rahatsız oluyorsanız temiz bir plastik kaşık kullanarak dili kökünden ucuna kadar sıyırarak temizleyiniz.
Ayrıca dilinizi rahat ve düzgün bir şekilde temizleyebilmek için piyasada bulunan dil fırçaları ve dil kazıyıcıları size çok yardımcı olacaklardır.
Nane şekeri,ağız spreyleri yada gargaralar ağız kokusunu önlemez sadece kısa bir süre (5-7 dk)baskılar.
Ağız kokusunu önlemek için %50 su ve %50 hidrojen peroksit”den hazırlayacağınız bir gargara olumlu etki yaratabilir.
Gıda kaynaklı (sarımsak ,soğan,alkol vb) kokularda ise ertesi sabah aç karnına içilen bir bardak soğuk süt kokuyu belirgin miktarda azaltır.
Ağu 28th, 2009 Posted in Genel | Yorumlar kapalı
Ağız ve diş sağlığı; Beslenme, Konuşma ve Estetik açıdan önem taşır.
Ağız ve diş sağlığı bozulan kişi yiyecekleri yeterince öğütemez, konuşurken sesleri çıkarmakta zorlanır ve ( kaybedilen dişlerin yerine göre) estetik olarak hiç hoş olmayan bir görünüm söz konusu olur.
Bu nedenle sistemli ve yeterli bir ağız – diş bakımı gereklidir.
Ağız bakımında en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir.
Yeterli zaman ayırarak, sistemli bir şekilde yapılan bakım ile birçok sorunun oluşmasını engelleyebilirsiniz.Biz diş hekimlerine düşen görev ise 6 ayda bir yapılan kontrollerle yapılan bakımı denetlemek, gözden kaçan – ihmal edilen – bölgeleri izleyip temizlemektir.
Günümüzde, çağdaş ülkelerde Tedavi edici hekimliğin yerini Koruyucu hekimlik almıştır.Özellikle dişhekimliği gibi mecbur olunmadıkça gitmekten kaçınılan, ancak son ana gelindiğinde de sevimsiz ve pahalı bir yığın tedavi gerektiren bir dalda, Koruyucu – Önleyici hekimliğin ne denli faydalı ve başarılı olacağı ortadadır.
Yani :
Dişleriniz sizi diş hekimine gitmek zorunda bırakmadan, siz dişlerinizi bakıma götürmelisiniz
Ağız bakımında neler, nasıl kullanılmalıdır?
1. Diş fırçası : İyi bir diş fırçası baş kısmı kısa, düz saplı ve orta sert naylon kıllardan üretilmiş olmalıdır. Elektrikli diş fırçalarının dişleri daha iyi fırçaladığı söylemek doğru olmaz.



2. Diş macunu : Diş fırçasının mekanik fırçalamasının etkisini arttırır. Burada çok sık sorulan bir soruya da cevap vermek gerekiyor.Bize göre “En iyi” ya da “İdeal” bir diş macunu yoktur.En iyi diş macunu size diş fırçalamayı bir zevk haline getiren,tadı ve kokusu hoşunuza giden diş macunudur.Ancak zaman zaman diş macununuzu değiştirmeniz devamlı aynı aşındırıcı maddeye maruz kalmanızı önleyecektir.

3. Diş ipleri : Diş fırçasının tam temizleyemediği diş ara yüzeylerini temizlemekte kullanılır.


4.Ağız gargaraları : İçerdikleri maddelere göre ağızda (özellikle fırçanın ulaşamadığı yerlerde) bulunan mikroorganizmaların aktivasyonunu engeller, ağızda mevcut bakteri sayısını azaltır ve buna bağlı olarak ağız kokusunu ortadan kaldırırlar.Ancak unutmayın ağzı çalkalamak,bakteri plağını yerinden oynatmaz. Ağız gargaraları diş fırçalamanın ve diş ipi kullanımının yerini tutamaz, sadece artı bir koruma ve bakım yöntemidir.
5. Diş arası fırçaları: Diş araları ile köprü altlarını temizlemekte kullanılan özel yapılı fırçalardır.


Tags: Ağız, Ağız Bakımı, Bakımı